Enerji turkiye enerji hatları

Published on Temmuz 20th, 2014 | by uagundem

0

TÜRKİYE’NİN ENERJİ POLİTİKALARI

Türkiye’nin enerji politikaları

Enerji stratejilerinin merkezini genellikle enerji arzının çeşitliliği oluşturmaktadır. Ülkeler  ekonomik  bakımdan  kalkınabilmek  için  sahip  oldukları  enerji kaynaklarını  ve  potansiyelini  diğer  ülkelere  pazarlamayı  hedeflerken,  enerji ihtiyacı bulunan ithalatçı devletler de enerji kaynak çeşitliliğini değerlendirmekte ve  kendilerine  uygun  olan  kaynağı  yaptıkları  anlaşmalarla  satın  almaktadırlar. Bu  şekilde  devletler  enerji  güvenliklerini  sağlamaktadırlar.  Enerji  kaynaklarını ithal  eden  tüketici  devletler,  herhangi  bir  siyasi  ya  da  ekonomik  krizle  karşı karşıya geldiklerinde enerji yokluğuyla karşılaşmamakta, bunun yanı sıra enerji ihracatçısı  konumundaki  devletler  de  tek  bir  tüketiciye  bağlı  kalmadıkları  için, var olan enerji kaynaklarından gelir elde etmeye devam etmektedirler. Dünya  çapında  kaynakların  kullanılması,  çevrenin  korunması  gibi  konularda devletlerarasında  işbirliği  giderek  artmaktadır.  Bu  da  devletlerin  birbirlerine  git gide daha bağımlı hale geldiklerinin bir başka göstergesidir (Tuncer, 2009: 138). Diplomaside  siyaset  kadar  ekonominin  de  etkin  olması  sonucunda,  dış politikada  aktör  çeşitliliği  de  artmıştır.  Enerji  diplomasisini  göz  önünde bulundurduğumuzda  karşımıza  çıkan,  belki  de  devletlerden  daha  çok  etkiye sahip,  çok  uluslu  şirketlerdir.  Ekonomik  güçleri  ve  uluslar  arası  bağlantıları sayesinde,  sadece  ticari  anlamda  değil,  devletlerin  siyasi  statüleri  ve  hatta  iç işlerindeki  gelişmeler  üzerinde,  devletlerden  daha  fazla  rol  oynadıklarını söylememiz mümkündür (Tuncer, 2009: 145). Türkiye’de  1960’lı  yıllarda  sanayi  henüz  kuruluş  aşamasında  olduğundan dolayı, enerji tüketimi de buna bağlı olarak  düşüktü. Enerjinin büyük bir kısmı yenilebilir  enerji  kaynaklarından  özellikle  odun,  bitki  ve  hayvan  atıklarından karşılanmaktaydı.  1970’li  yıllarda  sanayileşmenin  bir  sonucu  olarak  enerji tüketimi  de  artmış,  yenilebilir  enerji  kaynaklarının  yerini  petrol  almıştır.  1960’lı yıllarda petrol tüketimi yüzde 8 iken, 1970’li yıllarda petrolün enerji tüketimindeki payı  hızla  artış  göstermiş  ve  yüzde  46,7  seviyesine  gelmiştir.  1980’li  yıllarda enerji tüketimi yüzde 4,4 artış göstermiştir (Ege, 2004: 28).  1990’lı yıllarda Türkiye doğalgaz ithal etmeye başlamıştır. Doğalgazın kullanımı ve enerji tüketimindeki payı giderek artış göstermektedir. 2000’li yılların başında enerji  tüketiminde  petrol  yine  ilk  sıradadır.  Ancak  doğalgaz  tüketimindeki  hızlı artış, petrolden sonra üçüncü sırada yer almasını sağlamıştır. Öyle ki, doğalgaz, elektrik  enerjisinin  üretiminde  yüzde  40,6’lık  payla  en  çok  kullanılan  enerji kaynağı durumuna gelmiştir(Ege,2004: 29).

 

Türkiye’nin  enerji  üretimi,  enerji  tüketimini  karşılayamadığı  için  enerji tüketiminde ithalatın payı yüzde 70’tir (Pamir, 2003: 12). Türkiye  petrol  ve  doğalgaz  üreticisi  olmadığı  için,  bu  enerji  kaynaklarını  ithal etmek zorundadır. Türkiye petrol ihtiyacının yüzde 90’nını, doğalgaz ihtiyacının yüzde 96’sını ithalatla karşılamaktadır (Pamir, 2003: 12). Günümüzde  tükettiği  enerji  kaynaklarından  yarısını  ithal  etmekte  olan Türkiye’de  uygulanan  enerji  politikaları,  dünya  enerji  sektörünün  genel yapısından  büyük  ölçüde  etkilenmektedir.  Enerji  tüketiminde  ithalatın  payı yüzde 70 düzeyindedir. Enerji açısından yüksek orandaki dışa bağımlılığın yanı sıra, doğal gaz ithalatının yüzde 65’i Rusya Federasyonundan yapılmaktadır ve bu  durum  da,  enerji  güvenliği  açısından  önemli  sıkıntılara  neden  olmaktadır (Ulutaş, 2008, 11).

 

Doğalgaz  ithalatında  ön  plana  çıkan  ülke  Rusya’dır.  Rusya’yı  İran  takip etmektedir.  İthal  edilen  doğalgazın  yüzde  67’lik  bölümü  elektrik  üretiminde kullanılmaktadır. İthal edilmesine rağmen, doğalgazın elektrik üretiminde yaygın olarak  kullanılmasının  nedeni  doğalgaz  santrallerinin  elektrik  santrallerine oranla daha az maliyetli olmasıdır (Pamir,2003: 28). Stratejik bir geçiş ülkesi olan Türkiye, aynı zamanda enerji pazarı olmaya aday bir  ülkedir.  Bu  nedenle  petrol  ve  doğalgaz  ithalatında  kaynak  çeşitliliği,  arz güvenliği  ve  sürekliliğinin  sağlanması  açısından,  geniş  kapsamlı  enerji  taşıma projelerinin  geliştirilmesi  Türkiye  için  büyük  önem  taşımaktadır  (Ültanır,  1998, 169-177).

 

Orta Doğu ve Hazar Bölgesini, Akdeniz ve Avrupa’ya bağlayan hemen hemen tüm kara ve deniz güzergâhları Türkiye’den geçmektedir. Türkiye enerji üreticisi olmasa da transit ülke olarak enerji piyasasında önemli bir konumdadır.

Tags:


About the Author



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Back to Top ↑