Balkanlar battle_of_kosovo

Published on Temmuz 20th, 2014 | by Indira Podric

1

1980-1990’larda Sırp Ulusal Siyasetinin Temelinde Mitoloji ve Edebiyatının Yeri ve Önemi: Mitten Bosna Soykırımına Giden Yol

1980-1990’larda Sırp Ulusal Siyasetinin Temelinde Mitoloji ve Edebiyatının Yeri ve Önemi: Mitten Bosna Soykırımına Giden Yol

İndira PORİÇ

Özet

1980’lerde ve 1990’larda uluslararası arenada gerçekleşen yeni siyasi değişimler, eski Yugoslavya topraklarında meydana gelen inanılmaz insani felaketlerin ana sebeplerinden birisi olacaktı; ikincisi ise mitoloji. Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve komünist sistemin çökmesi sebebiyle Balkanlarda eski mitolojiler yine gündeme geldi. 28 Haziran 1989 tarihinde, Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Miloşeviç’in Kosova Savaşı’nın 600. yıl dönümünü kutlamak niyetiyle yüz binlerce Sırp’ı bir araya getirip yaptığı tarihi konuşma Kosova Savaşı’nın yaşandığı Gazimestan’da gerçekleştirildi. Bundan sonra tarih, edebiyat ve mitoloji Sırp ulusal siyasetinin temelinde en mühim unsurları oluşturacaktı. Bu nedenle Kosova miti sebebiyle 21. yüzyılın eşeğinde, Avrupa’nın kalbinde, Bosna Soykırımı gerçekleştirildi. Böylece siyaset, tarih, edebiyat ve mitoloji içiçe girip Sırp milliyetçiliğini zirvesine dek götürdü.

Anahtar Kelimeler: Sırp Ulusal Siyaseti, Mitoloji, Edebiyat, Kosova Miti, Bosna Soykırımı

Abstract

İn the 1980s and 1990s a new political changes took a place in the international arena. This changes will be one of the main reasons for the incredible humanitarian disaster that have occurred in the territory of former Yugoslavia, the second one will be mythology. With the collapse of the communist system and the end of the Cold War old mythologies again become current in the Balkans. 28 June 1989 Serbian President Slobodan Milosevic gave a historical speech at Gazimestan, where the Battle of Kosovo took a place and attracted hundreds of thousands of Serbs in order to celebrate the six hundredth anniversary of this battle. After this, history, literature and mythology would form the basis of the Serbian national politics. Therefore, because of the myth of Kosovo,at the beginning of the twenty first century, in the heart of Europe, Bosnia genocide has taken a place.In this way, politics, history, literature and mythology have brought a Serbian nationalism at his peak.

Key Words: Serbian National Politics, Mythology, Literature, The Myth of Kosovo, Bosnian Genocide

 

GİRİŞ

1990 yıllarının başlarında uluslararası siyasi arenada büyük değişimler yaşandı. Berlin Duvarı’nın yıkılması, SSCB’nin dağılması ve komünizmin çöküşü nedeniyle Avrupa’nın komünist ülkelerine demokratik siyasi yönetimler getirilirken eski Yugoslavya topraklarında ise Sırp milliyetçiliği, eski mitler ve efsane vasıtasıyla Gök Sırbistan ya da Büyük Sırbistan ideali gerçekleştirilmeye çalışılıyordu. 1389 yılında yaşanan Kosova Savaşı’nı kaybeden Sırplar’ın incinmiş gururunu ve milli acısını hafifletmek için halk şiirleri yoluyla Kosova miti teşekkül etmeye başladı. Altı yüzyıl boyunca Sırp toplumsal hafızasında canlı olarak yaşayan bu efsane 1989 yılında Slobodan Miloşeviç başta olmak üzere yüzbinlerce Sırp tarafından gündeme getirilmişti. Böylece bir mit sebebiyle II. Dünya Savaşından sonra Avrupa topraklarında en kanlı savaş ve Bosna Jenosidi meydana geldi.

Sırp ulusal mitolojisinin merkezinde yer alan Kosova mitinin tarihi arkaplanı, oluşumu ve önemi

Yunanca kökenli bir ifade olan Mitoloji,1 mythos ve söz anlamına gelen logos kelimelerinden türetilmiştir. Mit (Mitos), söylenen sözdür; miti tarihçi Herodot, “tarih değeri olmayan güvenilmez söz”, filozof Platon ise “gerçeklerle ilişkisiz, uydurma, boş ve gülünç bir masal” olarak nitelerler”.2 İlk önce sözlü kültürün bir parçası olan mitler zamanla yazıya geçirilmiş ve dünyadaki mevcut toplumların has kimliğini oluşturan unsurlardan birisi haline gelmiştir. Böylece mitler ölmez hale gelip “yaşayan mit” kavramı ortaya çıkmış; mitlerin “insan davranışları için model oluşturması ve bu yolla yaşama anlam ve değer kazandırması olgusu”3 yaşamaya başlamıştır.

Her milletin bir mitolojisi olduğu gibi Sırp mitolojisi de yüzyıllar boyunca varlığını sürdürüyor. Sırp mitolojisinin merkezinde Kosova miti bulunmaktadır. Kosova miti I. Kosova Savaşından sonra teşekkül etmeye başlamıştır. I Kosova Savaşı 28 Haziran 1389 tarihinde Kosova Ovasında, Sultan Murat Hüdâvendigâr (ö. 1389) önderliğinde Osmanlı İmparatorluğu ordusu ve Sırp Prens Lazar’ın (ö. 1389) önderliğinde Balkan Birliği Ordusu arasında yaşanmıştır. I. Kosova Savaşı bugüne dek net bir şekilde açıklanmamıştır. Sırp ve Osmanlı kaynaklarında I. Kosova Savaşı ile ilgili tarihî veriler arasında oldukça büyük farklılıklar vardır.

 

Ancak,  hem Sırp hem Osmanlı kaynakları vasıtasıyla, Sultan Murat Hüdâvendigâr ve Sırp Prens Lazar’ın savaş sırasında hayatlarını kaybettiklerinden haberdarız. Rivayetlere göre Sultan Murat, Sırp asilzadesi Miloš Obilić tarafından öldürülmüştür; bazı rivayetlere göre Prens Lazar ise, Sultan Murat’ın emriyle idam edilmiştir, diğer bazı rivayetlere göre ise Prens Lazar savaş sırasında Sultan Murat’ın oğlu Yıldırım Bayezid tarafından kılıçla kafası kesilerek öldürülmüştür.4 Noel Malcom Bosna’nın Kısa Tarihi adlı kitabında o yıllarda neler olduğunu şöyle açıklıyor:

 

                   1380’li yıllarda, Türkler, bizzat Sırbistan’a akınlarda bulunmaya başladı; 1388’de bir grup Türk akıncısı Bosna yönetimindeki Hum (Hersek) bölgesine girdi, ancak Vlatko Vukčić adlı yerel bir soylunun kumandasındaki kuvvetler tarafından yenilgiye uğratıldı. 1389 yılında, Tvrtko’nun eski Sırp müttefiki olan-ve Tvrtko kendisini Kral ilan edince büyük alçakgönüllülükle ‘Prens’ unvanını almış olan-Lazar, Türklerin boyunduruğuna girmeyi reddederek, komşu ülkelerdeki müttefiklerinden yardım istedi. Kral Tvrtko’nun gönderdiği VlatkoVukčić komutasındaki büyük çaplı Bosna kuvveti, Haziran 1389’da yapılan Kosovo Polje Savaşı’nda Prens Lazar’ın ordularıyla omuz omuza çarpmıştı. Her ne kadar, Sırp söylenceleri bu savaşı, Balkan kahramanlarının en gözde kesiminin savaş alanında can verdiği ve Türklerin Sırbistan’ın geri kalan bölümlerine doğru rüzgâr gibi yayıldığı bir hezimet olarak göstermiş olsalar da, işin aslı bu kadar çarpıcı değildir. Her iki taraf da ağır kayıplar vermiş, Prens Lazar esir alınmış ve öldürülmüştü; ancak her iki tarafın da hayatta kalan askerleri savaştan sonra geri çekilmiş, Sırp ve Bosna kuvvetleri bir süre için, savaşı kendilerinin kazanmış olduğuna inanmıştı. Sırbistan’ın Türklerin eline geçmesine yol açan unsur, aslında savaşın kendisi değil, Türkleri geçici de olsa masraflı bir şekilde geri çekilmeye mecbur bırakabilmek için Sırpların, bir araya toplayabildikleri bütün kuvvetlere ihtiyaç duymalarına karşın, Türklerin, bir sonraki yıl giderek artan bir güçle geri dönebildikleri gerçeğidir. 1392 yılına gelindiğinde, Bosna idaresindeki Hum bölgesi hariç, Sırp Ortodoks topraklarının tümü Osmanlı egemenliğine boyun eğmişti.5

 

Sırp ulusal tarihinde I. Kosova Savaşı dönüm noktası sayılmaktadır. Sırp tarihçilere göre Ortaçağ Sırp Devleti6  Stefan Uroš IV Dušan zamanında (1308-1355)  en güçlü haline geldi. Uroš IV Dušan’ın ölümünün ardından, Sırp Krallığı birbiriyle rekabet halindeki asiller tarafından parçalanmasına rağmen Sırp halkının hafızasında yer eden I. Kosova Savaşı meydana geldiği zaman Sırp Krallığı çok güçlü bir ortaçağ devlet idi ve Osmanlılar7 yüzünden Sırplar büyük sefalete düştüler. Ancak Sırp tarihçilerin verdiği bu bilgi doğru değildi. Çünkü Kosova Savaşı’nda Sırp yenilgisi ne Sırp Krallığının dağılmasına sebep oldu ne de Sırplar Osmanlılar tarafından kötü muamellere maruz kaldılar. Ayrıca Sırp Devleti ancak 1459 yılında Smederevo düşüşüyle Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altına girmiştir.8

 

Sırp ulusal (tarih)9 mitolojisinin merkezinde yer alan Kosova mitinin oluşumuna ve Prens Lazar efsanesine dair farklı görüşler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri Dragutin Kostić (1936) ve Nikola Banašević’e (1935) aittir. Banašević’e göre Kosova Efsanesine, Fransız chansons de geste10inetkili olmuştur. Kostić’e göre ise Kosova Efsanesinin oluşumuna ve yaratılışına Fransız şövalye epik şiirlerinin etkisi olmamıştır; Kosova Efsanesi Kosova Savaşı’nın meydana geldiği bölgeden kaynaklanmaktadır.11Jelka Ređep’e göre Kosova Savaşı’nın dramatik doğası, Sırpların yenilgisi ve Prens Lazar’ın kanonizasyonu12, Kosova Efsanesi’nin, harptan hemen sonra, oluşumuna yol açmıştır; XIV. yy. sonlarında Kosova efsanesinin metinleri bulabiliriz; XVI. yy. sonlarında ve XVII. yy. başlarında Kosova efsanesi asıl şeklini almaya başlamıştır. XVIII. yy.’da ise bu efsane ulusal özellikler taşıyan bir kült halini almıştır.13 Böylece Sırp epik şiirlerinin, Sırp Ortodoks kilise ve dinin Sırp milli bilincinin zeminin oluşturulmasında mühim bir etkisi olmuştur. Bu bilinç XVIII. ve XIX. yüzyıllardaki milliyetçi hareketler olarak geliştirilmiştir.14 XX. yy.’da ise Slobodan Miloseviç Sırpların milli duygularını ve kimliğini yine Kosova miti ve Prens Lazar ile alevlendirecektir.15

 

Kosova Efsanesi üç ana tema (üç motif) üzerine teşekkül edilmiştir. Bu üç motif şunlardır:

1. “Dünya Krallığı yerine “Cennet Krallığını” tercih eden Prens Lazar ve “kutsallık” motifi:[16]

Aziz Eliyah (İlyas Peygamber) Kosova Savaşı’ndan önce Prens Lazar’ın yanına gelir ve O’na Cennet Krallığı ile Dünya Krallığı arasında bir tercih yapmak zorunda olduğunu söyler. Prens Lazar Cennet Krallığını seçerek hem kendinin hem Sırpların kaderini tayin etmiş olur; Prens Lazar’ın Cennet Krallığını tercih etmesiyle ilgili en bilinen şiir The Downfall of the Kingdom of Serbia’dır (Propast Carstva Srpskog, Sırbistan Krallığı’nın Çöküşü)

       Oh çar Lazar, O’nun onurlu alçalışı,

        Hangi krallığı seçeceksin?

       Cennet Krallığı’nı mı tercih edeceksin?

        Ya da Dünya Krallığı’nı mı tercih edeceksin?

        Eğer dünya krallığını tercih edersen

        Atları eğerle, kuşaklarını bağla!

         Siz şövalyeler, kılıçlarınızı kuşanın,

        Ve Türklere hücum edin:

        Bütün Türk ordusu yok olacak!

         Fakat eğer cennet krallığını tercih edersen,

          Kosova’ya bir kilise inşa et,

          Temelinde mermer kullanma,

         Saf ipek ve kırmızı kumaş kullan,

         Ve ordunu  kominyona al ve hazırla,

          Senin bütün ordun yok olacak,

         Ve sen, prens, onunla beraber yok olacaksın.16

2. Sultan Murat Hüdavendigâr’ı öldüren Miloš Obilić ve “kahramanlık” motifi:

Kosova Savaşı sırasında Sultan Murat Hüdavendigâr’ı öldüren Miloš Obilić, asırlar boyunca diğer bütün Sırplardan daha üstün görülmektedir ve Sırp erkekler için kahramanlık sembolüdür. Karadağ prensi ve aynı zamanda Karadağ Piskoposu olan Petar II Petrović-Njegoš ( 1813-1851) 1847 yılında Dağ Çelengi (Gorski Vijenac) adlı bir epik poem yazmıştır. Bu poeminin ana temalarında birisi de Kosova Savaşı ve Miloš Obilić’in kahramanlığıdır.

                 Niçin Kosova’yı ve Miloš’u konuşmuyorsun?

                               Orası bizim mutluluğumuzu kaybettiğimiz yerdir.

         Fakat cesaret ve bizim Karadağ ismi

                  Kosova’nın mezarlığından tekrar yükseldi

                              Şövalyelerin krallığındaki bulutların etrafına

                                                                                                                 Obilić’in gölgeler üzerine hükmettiği yere.17

 

3. Savaş sırasında Sırp Ordusundan Osmanlı tarafına geçen Sırp asilzadesi ve Lazar’ın damadı Vuk Branković ve “ihanet” motifi.

Kosova Savaşı mitinde Vuk Branković adlı birinin savaşta Sırp ordusuna ihanet ettiği sanılmaktadır. Bu ihanet yüzünden Sırp ordusu savaşta mağlup olmuştur. Ama tarihi verilere göre Vuk Branković’in tarihi figürü gerçekte Hristiyan kuvvetlerine ihanet etmemiştir.18 Kosova Savaşı mitine göre Vuk Branković hem Prens Lazar’ın hem bütün Sırpların ihanetçisidir:

Bir ihanetçi bir şövalyeden nasıl daha iyi olabilir?

            “Kılıç” ve “Kosova”nın bu söylemi nedir?

             İkimiz de Kosova ovasında değil miydik?

                  O zaman savaştım ve şimdi hala savaşıyorum

Kendi kendini onursuzlandırdın

                         Dünya senin atalarının inancına küfretmeden önce

                 Sen kendi kendini yalancılara köleleştirdin!19

Bu üç motif, kutsallık, kahramanlık ve ihanet motifi altı yüzyıl boyunca Sırp milletinin hafızasında muhafaza edilmiş; Sırp kimliği ve kültürü, XIX. asırda ise Sırp milliyetçiliğinin oluşturulmasında bu motifin çok önemli etkisi olmuştur. Bunun yanı sıra, XXI. yüzyılın eşeğinde, bu üç motifin en büyük kurbanı Srebrenica Soykırımı olmuştur.

Sırp Milliyetçiliğinin Tarihî Gelişmi

Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyeti altında yaşayan Sırplar 1804 yılında20 Karadorde önderliğinde Osmanlılara karşı millî isyan başlattılar. “1807’de Sırp prensin yönetiminde Sırbistan’ın muhtariyeti kuruldu.”21 Osmanlı devletine karşı başlatılan Sırp millî isyanları 1812 yılına dek sürecektir. “1830’da Osmanlı Sultanı bir hatm-i şerif yayınlayarak Sırbistan’a otonomi statüsü verdi.”22 Bundan sonra Sırp milliyetçiliği ve Büyük Sırbistan ideali doğmaya başladı. “1844 yılında Garaşanin bir plan yaptı ve Sırp milliyetçi düşüncesinin yönünü belki de en iyi gösterecek Nacertanije çağrısında bulundu. Bu belge ağırlıklı olarak Sırp ve Ortodoks bölgeler olan Bosna, Hersek, “Eski Sırbistan” ki bu Kosova bölgesiydi, Karadağ, Voyvodina ve Kuzey Arnavutluk’un birleşmesini öneriyordu.”23 1849 yılında Sırp edebiyatının kurucularından Vuk Stefanović Karadžić “yayımlamış olduğu “Srbi svi i svuda” (Sırplar ve her yerdeler) adlı makalesinde Bosna Müslümanlarının aslında Müslüman Sırplar olduklarını iddia etmiştir.”24 1990’larda Bosna-Hersek’teki Sırp siyasetçiler, Radovan Karadziç başta olmak üzere bu yaklaşımı benimsediler.

Sırp Milliyetçiliği söz konusu olunca, aslında 28 Haziran 1389 tarihli Kosova Savaşı, XIX. yy. sonlarında, Sırp ulusal geçmişinde temel mitik an olarak yer almaktadır.25 “19. yüzyıl, Avrupa’nın birçok yerinde ulusal kimliklerin geliştiği dönemdi; Sırbistan özelinde de bağımsız bir ulusal toprak oluşturma düşüncesi, kaçınılmaz olarak Osmanlı Türklerine başkaldırma ya da onlarla savaşma düşüncesini içeriyordu. Türk fethini simgeleyen anı odak almış bir ulusal mitos, hem dikkati düşmana odaklıyor hem de Sırplara, Osmanlılardan önce şanlı bir ideolojik araç olarak Lazar kültünün diriltilmesi, Sırpların başında bir prens bulunması gerektiği düşüncesini öne çıkardı.”26

28 Haziran 1989 tarihli Miloseviç’in konuşmasından 11.07.1995 Srebrenica Soykırımına dek

 

XX. yy. Sırp Milliyetçilerinin ayaklanması aslında 1989’da Kosova’da başladı. O yılda Slobodan Miloseviç Kosova mitini yine gündeme getirdi.

 

28 Haziran 1989 tarihinde, yüz binlerce Sırp, Kosova Muharebesi’nin altı yüzüncü yıldönümünü kutlamak için, Kosova’nın başkenti Priştine dışındaki Gazimestan muharebe alanında toplandı. Sırbistan toprakları içinde, milli duygular haftalardır galeyana getirilmişti; söz konusu muharebede ölen Prens Lazar’ın kemikleri ülke çapında dolaştırılmıştır, götürüldüğü her yerde insanlarda hacca gitme etkisi yaratan bir nesne haline gelmişti. (Priştine’nin güneyindeki) Gračanica’da bulunan manastırın avlusunda, insanlar manastırın içindeki Prens’in kemiklerine ibadet etmek için kuyruklar oluştururken, etrafta kurulan tezgâhlarda yanyana duran Hz. İsa’nın, Prens Lazar’ın ve Slobodan Miloševiç’in ikona tarzında hazırlanmış posterleri satılmaktaydı. Muharebe alanındaki merasimde, Ortodoks Kilisesi’nin siyah cüppeli metropolitleri, geleneksel Sırp halk kostümleri içindeki şarkıcılar ile koyu renk takım elbise ve siyah güneş gözlüklerden oluşan geleneksel kıyafetleri içindeki güvenlik görevlileri eşlik ediyordu Miloševiç’e. ‘Altı asır sonra’, diye seslendi kalabılığa Miloševiç, ‘yine savaşlara ve kavgalara giriştik. Silahlı mücadeleler değil bunlar, ancak günün birinde, yine silahlar bu mücadelenin dışında bırakılmayacaktır.’ Kalabalık bir ağızdan bağırarak, bunu onayladığını belirtti.27

Miloseviç’in bu konuşması Yugoslavya’nın siyasi ölümünü getirmekle beraber 1992’de Bosna-Hersek topraklarında Kosova miti ve Büyük ya da Gök Sırbistan adına binlerce masum insanın özellikle Boşnakların öldürülmesine sebep oldu.28

1992-1995 yılları arasında süren Bosna Savaşı, II. Dünya Savaşından sonra Avrupa topraklarında yaşanan en büyük savaştı. Üç sene süren savaş bir milyondan fazla insanı mülteci hale düşürdü, binlerce insanın ölümüne ve onlarca kadının da sistemli olarak tecavüze29 uğramasına sebep oldu.

Bosna Savaşı zirvesi 1995 yılının Temmuz ayında Srebrenica’da yapıldı. Ancak, 1993’te Bosnalı Sırpların komutanı general Ratko Mladiç Srebrenica’ya karşı savaş açtı. Mladiç, “Türklerle işbirliği yapmalarının hesabını sormak için Bosna’nın bu Kuzey Doğu bölgesindeki Müslümanları yok etme isteği”ni açıkça dile getirdi. Böylelikle “Sırpların Osmanlı vesayeti altında çektiği acılara” da gönderme yapmış olduğunu düşündü.30

 

İki sene boyunca süren Srebrenica sakinlerinin ıstırabı 11 Temmuz 1995’te zirvesini gördü. O tarihte Srebrenica’yı “ele geçiren Mladiç aslında Sırplarla Türkler arasındaki savaşlar silsilesine dahil edilebilecek tarihî bir başarı kazanmış olduğunu düşünür görünmektedir: Yeni bir Sırp bayramının eşiğinde bu kenti Sırplara armağan ediyoruz. Dahijaların isyanından sonra artık bu topraklarda Türklerden intikam almanın vakti geldi.31

 

13-19 Temmuz 1995 tarihleri arasında gerçekleştirilen Srebrenica Soykırımı32 (1993’te Srebrenica Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından “güvenli bölge” olarak ilan edilmiştir) sırasında çoğu sivil 8 bini aşkın Boşnak erkeği katledilmiştir. Sırp Cumhuriyeti Hükümetinin araştırmalarına göre, bir hafta boyunca süren Srebrenica’daki soykırıma 25 bin civarında Sırp vatandaşı katıldı. 25 bin kişinin bu soykırıma katılmasının sadece Kosova mitinin 3 motifi (kutsallık, kahramanlık ve ihanet) ile gerçekleştirilmesi mümkündü. Binlerce kişi ve üç motifi bir araya getiren Sırp Ortodoks Kilisesi’nin Bosna’daki soykırımın gerçekleştirilmesinde, kitlesel katliamı haklı çıkarmada ve Sırpların ulus devletinin jenosid siyaset temeli üzerine oluşturulmasında mühim rolü vardı. Sırp Ortodoks Kilisesi ‘İsa Katilleri’ terimiyle olup bitenleri haklı bir sebebe bağlamak istedi.

 

Sırp ulusal mitolojisine göre 600 sene önce Kosova Savaşında hayatını kaybeden Prens Lazar, İsa peygamberin reenkarnasyonuydu. Prens Lazarı öldüren Müslümanlar (Türkler, şimdi Bosna’daki müslümanlar) aslında İsa’nın katilleriydi. İsa katilleriyle yaşamak isteyen Sırplar aslında kendi ulusunun ve İsa’nın hainleriydi. O yüzden, soykırımda yer alan 25 bin kişi Sırplar arasında kahraman olarak görülmektedir. Böylece Kosova Savaşını kaybeden Sırplar 600 sene sonra Bosna ve Boşnakları öldürerek intikam almak istediler.

 

Böyle bir metodoloji sadece Bosna ve Srebrenica Soykırımının bir özelliği değildir çünkü aynı metodoloji geçmişte de kullanılmıştır; örnek olarak İspanya’daki Yahudiler ve Müslümanlara karşı yapılan soykırım zirvesini II. Dünya Savaşında Holokost ile görmüştür.33

 

Bosna-Hersek’te Sırplar’ın milliyetçi düşmanlıkların meşrulaştırmasında mit en kötü versiyonlarıyla kullanılmıştır. Çünkü iyi mitleriniz olmazsa, kötüleri mutlaka olur.34

SONUÇ

Sözlü gelenek, halk edebiyatı, mitoloji, tarih, her milletin ulusal bir hazinesidir. Bu hazine kötü niyetli olarak ve halkla manipüle edilerek kullanılmaya başlandıktan sonra, Pandora kutusu açılmış olur.

1990’larda eski Yugoslavya topraklarında, komünizmin çöküşüyle beraber yeni siyasi, demokratik değişimler meydana geldi. İlk önce Slovenya’da ve Hırvatistan’da ve 1992’de Bosna-Hersek’te savaş patlak verdi. 1992-1995 yılları arasında süren Bosna Savaşı, II Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa topraklarında yaşanan en kanlı savaş olmakla beraber, aslına bakılırsa temelini Sırp ulusal mitolojisinden almaktaydı. 1389’da yaşanan Kosova Savaşı üzerine teşekkül edilmiş olan Kosova miti asırlar boyunca Sırp halk edebiyatı ve Sırp Ortodoks Kilisesi vasıtasıyla Sırp halkının sözlü geleneğinde ve hafızasında yaşamaktadır. 600 yıl önce bir milletin ulusal travmasını iyileşmek için ortaya çıkan mit XX. asırda inanılmaz soykırımının sebebi oldu.

Sonuç olarak, geçmişten günümüze kadar milliyetçiliğin  (siyasetçi) meşrulaştırılmasında mit, mitoloji en kötü yönde kullanılmaktadır, gelecekte de kullanılacaktır.

KAYNAKÇA: Kitaplar, Makaleler, Tezler


Ağırakça, Ahmet, I. Kosova Zaferi’nin 600. Yıldönümü Sempozyumu Bildirileri 26 Nisan 1989, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1992

Anzulovic, Branimir, Heavenly Serbia: From Myth to Genocide, Hurst&Company, London, 1999

Assmann, Jan, Kültürel Bellek: Eski Yüksek Kültürlerde Yazı, Hatırlama Ve Politik Kimlik, çev. Ayşe Tekin, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2000

Caner SancaktarUluslararası Balkan Kongresi, “Balkan Milletleri Arasında Etkileşim”, 24-26  Nisan 2008, Tasım Yayınları, İstanbul, 2009

Danişmend, İsmail Hâmi, İzahlı Osmanlı Tarih Kronolojisi, C.I., İstanbul, Türkiye Yayınevi, 1947

Eliade, Mircea, Mitlerin Özellikleri, çev. Sema Rifat, Simavi Yayınları, 1993

Grimal, Pierre, Mitoloji Sözlüğü: Yunan ve Roma, çev. Sevgi Tamgüç, Sosyal Yayınlar, İstanbul,1997

Hatiboğlu, M.Tahir, Bosna’ya Farklı Bakış, Selvi Yayınları, Ankara, 1996.

Hayes, Carlton J.H., Milliyetçilik: Bir Din, çev. Murat Çiftkaya, İz Yayıncılık, İstanbul, 1995

Hobsbawm, E. J., 1780’den Günümüze Milletler ve Milliyetçilik: “Program, Mit, Gerçeklik”, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2010

Jelavich, Barbara,  Balkan Tarihi: 18. Ve 19. Yüzyıllar, Küre Yayınları, İstanbul, 2006

Kaya, Muharrem Mitolojiden Efsaneye: Türk Mitolojisinin Türkiye’deki Efsanelerde İzleri, Bağlam Yayıncılık, İstanbul, 2007

Karpat, Kemal H., Balkanlar’da Osmanlı Mirası Ve Ulusçuluk, çev. Recep Boztemur, İmge Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2004

Leydesdorff, Selma, Surviving The Bosnian Genocide: The Women Of Srebrenica Speak, Indiana University Press, Bloomington, USA, 2011

Malcom, Noel, Bosna’nın Kısa Tarihi, çev. Aşkım Karadağlı, Om Yayınevi, İstanbul,1999

Malcom, Noel, Kosova: Balkanları Anlamak İçin, çev. Özden Arıkan, sabah Kitapçılık Sanayı ve Ticaret, İstanbul, 1998

Njegoš, Petar II Petrović, The Mountain Wreath, ed. Vasa D. Mihailovich, Vajat, Belgrade, 1989

Saydam, M. Bilgin Deli Dumrul’un Bilinci, Metis Yayınları, İstanbul, 2011

Sells, Michael Anthony, The Bridge Betrayed: Religion and Genocide in Bosnia, Berkely University of California Press, 1996

Sémelin, Jacques, Arındırma Ve Yok Etme, Katliam ve Soykırımın Siyasi Kullanımları, İletişim Yayınları, İstanbul, 2011

Uluslararası Suçlar: Bosna Hersek Örneği: Sempozyum Bildirileri, ASAM, İnsanlığa Karşı Suçlar Araştırma  Enstitütüsü Yayınları, Ankara, 2008., s. 14

Volkan, Vamık D., Kimlik Adına Öldürmek: Kanlı Çatışmalar Üzerine Bir İnceleme, çev. Medine Banu Büyükkal, Everest Yayınları, İstanbul, 2009

Ülger, İrfan Kaya; Çomak, Hasret, Balkanlarda Siyasi İstikrar Ve Geleceği, BİLGESAM, İstanbul, 2009

Wellek, René; Warren, Austin, Edebiyat Biliminin Temelleri, çev. Prof. Dr. Ahmet Edip Uysal, Kültür ve Türizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1983

 

MAKALELER:

Bieber, Florian, Nationalist Mobilization and Stories of Serb Suffering, Rethinking History, 6(1), 95-110., 2002; http://www.policy.hu/bieber/Publications/bieberkosovo.pdf

Pappas, Nicholas C. J., “Between Two Empires: Serbian Survival in the Years After Kosovo,” in Serbia’s Historical Heritage, Alex Dragnich, editor (Boulder, CO: East European Monographs, 1994), chapter 2, pp. 17-37

Ređep, Jelka, The Legend of Kosovo, Oral Tradition, 6/2 3 (1991): 253-265; s. 254; Erişim: http://journal.oraltradition.org/files/articles/6ii-iii/11_redep.pdf, Erişim:27.06.2012.

The Jews as killers of Christ in the Latin tradition, from Augustine to the Friars,”Traditio 29( 1983):1-28

 

TEZLER:

Bakić-Hayden, Milica, Devastating Victory And Glorious Defeat: The Mahabharata And Kosovo In National Imaginings, Doktora Tezi, The University Of Chicago, Chicago, 1997

Lugar, Peter B., The History And Effects Of The Kosovo Polje Mythology, Master Of Military Art AndScience, Faculty Of The U.S. Army Command And General Staff College, Fort Leavenworth, Kansas, USA., 2005

Erişim: http://www.dtic.mil/cgi-bin/GetTRDoc?AD=ADA437497; 01.7. 2012

Uğurlu, Mesut, Sırp Milliyetçiliğinde Kosovo Efsanesinin Yeri ve Önemi, Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Ankara, 2010

 

İNTERNET KAYNAKÇASI:

http://en.wikipedia.org/wiki/Chanson_de_geste, Erişim: 27.06.2012., 14:43.

 DİPNOTLAR

 

  1. Mitolojiyi, kelime anlamı itibariyle mit bilimi olarak çevirebiliriz. ” Geleneksel olarak, klasik “mitoloji” adı verilen şey, ne basit, ne de tutarlı bir objedir. Bütünüyle ele alındığında, o, her devirden, her türden masalımsı anlatıları içeren ve olabildiğince bir sınıflandır-maya tâbi tutulması gereken karmaşık bir kitle teşkil eder.” Pierre Grimal, Mitoloji Sözlüğü: Yunan ve Roma, çev. Sevgi Tamgüç, Sosyal Yayınlar, İstanbul,1997., s. XII; ” Mitoloji, sosyal bilimlerde, araştırma alanının kuram ve yöntemleriyle ele alınmış, buna dayalı olarak hem tanımı hem de içeriği hakkında çeşitlilik ortaya çıkmıştır. Psikanalistler, mitlerde ve mitlerle bağlantılı destanlarda insanın çocukluktan yetişkinliğe geçişte yaşadıklarını dikkate alıp biyografik çözümleme yapmışlardır. Felsefeciler, mitlerde dile getirilen kavramları, olguları, metafor, alegori ve simgeleri insanın varoluşu temelinde yorumlamışlardır. Antropologlar ve sosyologlar ise genelde birey ve toplum ilişkisi çerçevesinde mitlerin işlevlerini tesbit etmeye, mitolojik anlatıların mesajlarını çözümlemeye çalışmışlardır. Din tarihçileri, mitlerde ortaya çıkan kutsallık kavramıyla bağlantılı, anlam alanlarını, törenleri yorumlamışlardır. Halk bilimciler, halk kültürü içinde hâlâ varlığını sürdüren mitolojik sembolleri tesbit edip yorumlamışlardır.” Muharrem Kaya, Mitolojiden Efsaneye: Türk Mitolojisinin Türkiye’deki Efsanelerde İzleri, Bağlam Yayıncılık, İstanbul, 2007.,  s. 19.
  2.  Muharrem Kaya, Mitolojiden Efsaneye: Türk Mitolojisinin Türkiye’deki Efsanelerde İzleri, Bağlam Yayıncılık, İstanbul, 2007., s. 11, Mit “Aristo’nun Poetics’inde olay ve hikâye manalarında kullanılmış bir kelimedir. Onun zıddı logos kelimesidir. “Mit” karşılıklı konuşma veya açıklamanın aksine, bir hikâyedir; kelime bir de sistematik felsefi düşüncenin zıddı olan “akıldışı” ve “seziş” gibi manalar taşır.” René Wellek-Austin Warren, Edebiyat Biliminin Temelleri, çev. Prof. Dr. Ahmet Edip Uysal, Kültür ve Türizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1983., s. 255.; ” Aristo, mitleri, kanun koyucuların halkı yönetebilmek, onları iyiye yönlendirebilmek için uydurduklarını söyler. Milattan sonra ikinci yüzyılın başında Aelius Theon, mitin, hakikaten bahseden uydurma bir açıklama olduğunu yazmıştır.” Muharrem Kaya, Mitolojiden Efsaneye: Türk Mitolojisinin Türkiye’deki Efsanelerde İzleri, Bağlam Yayıncılık, İstanbul, 2007.,  s. 12.
  3. Mircea Eliade, Mitlerin Özellikleri, çev. Sema Rifat, Simavi Yayınları, İstanbul, 1993., s.10.
  4.  Bkz. İsmail Hâmi Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarih Kronolojisi, C.I., İstanbul, Türkiye Yayınevi, 1947, s.79-80; Ahmet Ağırakça, I. Kosova Zaferi’nin 600. Yıldönümü Sempozyumu Bildirileri 26 Nisan 1989, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1992, s. 26-27. 
  5.  Noel Malcom, Bosna’nın Kısa Tarihi, çev. Aşkım Karadağlı, Om Yayınevi, İstanbul,1999, s. 54-55. 
  6. “Slav kökenli bir halk olan Sırplar, Balkanlar’a 7. yüzyılda geldiler. 9. yüzyılın ikinci yarısında Hristiyanlığa döndürülmelerinin ardından Ortodoks oldular. Sırpların çoğu, 8. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar Bulgarların ve Bizanslıların yönetimi altındaki topraklarda yaşadı. Bizans İmparatorunun Bulgarların bağımsızlığını ortadan kaldırdığı 1018 yılından sonra Sırp liderleri daha iyi bir konum elde etti.(…) Sırp krallığının yükselişi, Nemanya hanedanı ile yakından alakalıdır. Bu hanedandan I. Stefan Nemanya (1168-1196) Raşka’nın ilk yöneticisi veya zupanı oldu; onun torunları iki asır boyunca iktidarı elinde tutacaktı. Stefan, Zeta’nın kontrolünü ele geçirmeyi ve Sırp topraklarını Adriyatik’e kadar genişletmeyi başardı. I. Stefan’ın oğlu olan ve “ilk-taçlı” olarak adlandırılan II. Stefan (1196-1227) kral unvanını aldı.(…) Miliutin (1282-1321) ve Stefan Deçanski (1321-1331) idaresi döneminde toprak kazanımları elde edildiyse de, Ortaçağ Sırp devleti gücünün zirvesine Stefan Duşan (1331-1335) zamanında erişti.” Barbara Jelavich, Balkan Tarihi: 18. Ve 19. Yüzyıllar, Küre Yayınları, İstanbul, 2006, s.19-20.
  7. 1459 yılında Sırp Krallığı, Osmanlı İmparatorluğunun hâkimiyeti altına girdi. Dört yüzyıl sonra,  6 Mart 1867’de son Osmanlı askerleri Sırbistan’dan ayrıldılar. 1878 Berlin Kongre kararıyla Sırbistan bağımsızlığını kazandı.
  8. Jelka Ređep, The Legend of Kosovo, Oral Tradition, 6/2 3 (1991): 253-265; s. 254; http://journal.oraltradition.org/files/articles/6ii-iii/11_redep.pdf, Erişim:27.06.2012. 
  9. “Kökene ait öykülere “mit” adını veriyoruz. Alışıldığı üzere bu kavram “tarih”in karşısına çıkarılır ve bu karşılaştırma iki karşıtlığı birleştirir: gerçek (tarih) karşısında hayal (mit) ve hedefe yönelik olmayan nesnellik (tarih) karşısında değerlerle bezeli hedefsellik (mit). Jan Assmann, Kültürel Bellek: Eski Yüksek Kültürlerde Yazı, Hatırlama Ve Politik Kimlik, çev. Ayşe Tekin, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2000, s. 78.
  10. chansons de geste” : epik şiirler,kahramanlık şiirleri. http://en.wikipedia.org/wiki/Chanson_de_geste, Erişim: 27.06.2012., 14:43. 
  11. Jelka Ređep, The Legend of Kosovo, Oral Tradition, 6/2 3 (1991): 253-265; s. 253; http://journal.oraltradition.org/files/articles/6ii-iii/11_redep.pdf, Erişim:27.06.2012. 
  12. Kanonizasyon eylemiyle Hıristiyan kilisesi ölmüş bir kişinin aziz olduğunu beyan eder.
  13. Jelka Ređep, The Legend of Kosovo, Oral Tradition, 6/2 3 (1991): 253-265; s. 254; Erişim: http://journal.oraltradition.org/files/articles/6ii-iii/11_redep.pdf. 27.06.2012.;”Sözlü tarih aktarımının, anlatıma konu olangrupla bağının, yazılı belgelerden çok daha sıkı olduğunu gösterebildi. Sözlü tarih anlatıları, bu işlevi ile sadece gruba bağlı değildir, aynı zamanda bağlayıcı bir etki yapmaktadır. Hatta en bağlayacı araç olurlar, çünkü grubun “birlik ve kendine özgülük bilincini destekleyen” olayları anlatırlar.” Jan Assmann, Kültürel Bellek: Eski Yüksek Kültürlerde Yazı, Hatırlama Ve Politik Kimlik, çev. Ayşe Tekin, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2000, s. 78.” Sırp Ortodoks Kilisesi’nin övgüleri ve desteğiyle Kosova mitolojisi 1990’lardaki Balkan savaşına kadar yaşamıştır. Sözlü halk geleneği, epik şiirler, edebiyat ve Sırp Ortodoks Kilisesi sayesinde Kosovo Polje mitolojisi korunmuş ve hayata kalabilmiştir. Kosova Mitolojisi bugün bile bütün formlarında yaşamaya devam etmektedir.” Peter B. Lugar, The History And Effects Of The Kosovo Polje Mythology. Master Of Military Art And Science, Faculty Of The U.S. Army Command And General Staff College, Fort Leavenworth, Kansas, USA., 2005, s. 30.;. 
  14. Nicholas C. J. Pappas,  “Between Two Empires: Serbian Survival in the Years After Kosovo,”İn Serbia’s Historical Heritage, Alex Dragnich, editor (Boulder, CO: East European Monographs, 1994), chapter 2, pp. 17-37.; s. 31; “On dokuzuncu yüzyıl öncesi Sırpların ön-milli duygularını yadsımak mümkün değildir ve bunun nedeni, Sırpların komşu topraklardaki Katolikler ile Müslümanlar karşısında Ortodoks olmaları değil (bu nitelik onları Bulgarlardan ayırmazdı), Türklerin bozguna uğrattığı eski krallığın anılarının şarkılarda ve kahramanlık hikâyelerinde, belki daha doğrusu, Sırp krallarının çoğunu takdis etmiş olan Sırp kilisesinin günlük ayin kitaplarında korunmasıydı.” E. J. Hobsbawm, 1780’den Günümüze Milletler ve Milliyetçilik: “Program, Mit, Gerçeklik”, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2010, s. 97.
  15.  “Ne aradan geçen yüzlerce yıl ne de Komünist idaresi, Kosova Savaşı’nın Sırpların grup kimliğinin bir belirleyicisi olma gücünü zayıflatabilmişti. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra, Slobodan Miloşeviç önderliğinde bu unsur çabucak canlandırılmıştı. Kosova Savaşı’nın altıncı yüzyılı yaklaştıkça Miloşeviç’in adamları Lazar’ın naaşını “sürgün”den geri getirmek ve onu hak ettiği yere defnetmek üzere düzenlemeler yapıldı. Ama Lazar’ın Kosova’ya dönüş yolculuğu uzun sürecekti: Naaşı bir tabuta kondu, Sırp köylerinin ve kentlerinin hepsine tek tek uğramak üzere, bir yıllık turuna çıkarıldı.” Vamık D. Volkan, Kimlik Adına Öldürmek: Kanlı Çatışmalar Üzerine Bir İnceleme, çev. Medine Banu Büyükkal, Everest Yayınları, İstanbul, 2009., s. 250.; “Ölülerin anılması, belleğin “ortaklık yaratmasına” karakteristik bir örnektir. Topluluk, ölülerini anarak kimliğini onaylar. Belli isimlere bağlılık aynı zamanda sosyo-politik bir kimliğin onayını içerir.” Jan Assmann, Kültürel Bellek: Eski Yüksek Kültürlerde Yazı, Hatırlama Ve Politik Kimlik, çev. Ayşe Tekin, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2000, s. 66.
  16. Oh TsarLazar, of honorable descent,/Which kingdom will you choose?/Do you prefer the heavenly kingdom/Or do you prefer the earthly kingdom?/İf you prefer the earthly kingdom,/saddle the horses, tighten girths!/You knights, belt on your sabers,/and charge against the Turks:/the entire Turkish army will perish!/But if you prefer the heavenly kingdom, /Build a church at Kosovo,/Do not make its foundation of marble,/But of püre silk and scarlet,/And make the army take Communion and prepare;/Your entire army will perish,/And you,prince, will perish with it./Branimir Anzulovic, Heavenly Serbia: From Myth to Genocide, Hurst&Company, London, 1999., s.11.
  17. Mesut Uğurlu, Sırp Milliyetçiliğinde Kosovo Efsanesinin Yeri ve Önemi, Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Ankara, 2010, s. 37. (Why d’you speak of Kosovo and Milos?/It is there that we lost our happiness./But bravery and our Montenegrin name/have risen from Kosovo’s tomb again/above the cloud into the knights’ kingdom,/where Obilic holds sway over shadows. /Njegoš 1989: 36; Aktaran: Milica 1997: 128).
  18. Florian Bieber, Nationalist Mobilization and Stories of Serb Suffering, Rethinking History, (2002)6(1), 95-110.; s. 97. http://www.policy.hu/bieber/Publications/bieberkosovo.pdf.
  19. Mesut Uğurlu, Sırp Milliyetçiliğinde Kosovo Efsanesinin Yeri ve Önemi, Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Ankara, 2010, s. 43.How can a traitor be beter than a knight?/What is this talk of “sword” and “Kosovo”?/Weren’t we both on the field of Kosovo?/I fought then and I am stil fighting now,/You’ve dishonored yourself before the world/blasphemed the faith of you own ancestors./You have enslaved yourself to the foreigners!  Njegoš 1989: 377-84; Aktaran: Milica 1997: 129.
  20. “Birçok Balkan tarihçisi, 1804 Sırp İsyanı’nın bölgede ulusçu devrimlerin patlamasını başlattığını düşünmektedir.” Kemal H. Karpat, Balkanlar’da Osmanlı Mirası Ve Ulusçuluk, çev. Recep Boztemur, İmge Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2004., s. 43.
  21. Carlton J.H. Hayes, Milliyetçilik: Bir Din, çev. Murat Çiftkaya, İz Yayıncılık, İstanbul, 1995., s. 97. 
  22. İrfan Kaya Ülger, Hasret Çomak, Balkanlarda Siyasi İstikrar Ve Geleceği, BİLGESAM, İstanbul, 2009., s. 30. 
  23. Barbara Jelavich, Balkan Tarihi : 18. Ve 19. Yüzyıllar, Küre Yayınları, İstanbul, 2006 s. 270.
  24. Caner Sancaktar, Uluslararası Balkan Kongresi, “Balkan Milletleri Arasında Etkileşim”, 24-26 Nisan 2008, Tasım Yayınları, İstanbul, 2009, s. 39.
  25. Florian Bieber, Nationalist Mobilization and Stories of Serb Suffering, Rethinking History, (2002)6(1), 95-110.; s. 95. http://www.policy.hu/bieber/Publications/bieberkosovo.pdf.
  26. Noel Malcom, Kosova: Balkanları Anlamak İçin, çev. Özden Arıkan, Sabah Kitapçılık Sanayı ve Ticaret, İstanbul, 1998, s. 109-110.
  27. Noel Malcom, Bosna’nın Kısa Tarihi, çev. Aşkım Karadağlı, Om Yayınevi, İstanbul,1999, s. 333. 
  28. 28 Haziran 1989’da Gazimestan’da gerçekleştirilen “mitingin fotoğraflarında, birçok katılımcının Lazar’ın diriltilmesi ve Kosova seçilmiş travmasının yeniden canlandırılması, eski Yugoslavya’daki Müslüman Boşnaklara ve daha sonra da Arnavutlara karşı girişilen kitlesel şiddet eylemleri için zemin hazırlamıştı. Sırplar, Arnavutları ve Boşnakları Türklerin uzantısı olarak algılıyorlardı. Gerçekten de bu iki grup Osmanlı tarihinde önemli rol oynamış ve Sırplar, ne zaman baskı altına girseler, onlardan hep “Türkler” diye söz etmişlerdi.”Vamık D. Volkan, Kimlik Adına Öldürmek: Kanlı Çatışmalar Üzerine Bir İnceleme, çev. Medine Banu Büyükkal, Everest Yayınları, İstanbul, 2009., s. 251.
  29. “Kadının anne olarak yok olması kitlesel tecavüzün asıl amacıdır.”Michael Anthony Sells, The Bridge Betrayed: Religion and Genocide in Bosnia, Berkly University of California Press, 1996., s.  22.
  30. Selma Leydesdorff, Surviving The Bosnian Genocide: The Women Of Srebrenica Speak, Indiana University Press, Bloomington, USA, 2011, s.248.
  31. Jacques Sémelin, Arındırma Ve Yok Etme, Katliam ve Soykırımın Siyasi Kullanımları, İletişim Yayınları, İstanbul, 2011, s.249 (Mladiç’in kastettiği “Dahija Ayaklanması” 1804 yılında Türkler tarafından acımasızca bastırılan bir Sırp ayaklanmasıdır.).
  32. “1948 Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Sözleşmesi’nin 2. maddesine göre soykırım: bir ulusal, etnik, ırksal veya dinsel grubun tamamen ya da kısmen ortadan kaldırılması niyetiyle yapılan bir dizi faaliyetten oluşmaktadır. Soykırım kavramını şekillendiren hukukçu Rafael Lemkin’e göre ise; soykırım, sadece bir ulusun birdenbire ortadan kaldırılması anlamına gelmemektedir. Değişik faaliyetlerden oluşan koordine edilmiş bir planla ulusal grupların hayatlarının temel unsurlarını ortadan kaldırmayı da içermektedir. Bu temel unsurlar: dil, kültürel kurumlar, özgürlük, ulusal duygular, mülk edinme özgürlüğü, sağlık, onur ve hayat hakkıdır.”Uluslararası Suçlar: Bosna Hersek Örneği: Sempozyum Bildirileri, ASAM, İnsanlığa Karşı Suçlar Araştırma  Enstitütüsü Yayınları, Ankara, 2008., s. 14.;Uluslararası Soykırım Kongresi’ne göre soykırımın tanımı şöyledir :”Bir ulusun, bir ırkın veya bir dini grubun tamamını ya da bir kısmını, yok etmek amacıyla öldürmek veya zarar vermek yahut da grubun çoğalmasına engel olmaktır. M.Tahir Hatiboğlu, Bosna’ya Farklı Bakış, Selvi Yayınları, Ankara, 1996., s. 102.
  33. Bkz. The Jews as killers of Christ in the Latin tradition, from Augustine to the Friars,Traditio29( 1983):1-28;Michael Anthony Sells, The Bridge Betrayed: Religion and Genocide in Bosnia, Berkely University of California Press, 1996.;Anzulovic, Branimir, Heavenly Serbia: From Myth to Genocide, C.Hurst&Co., London, 1999.
  34. M. Bilgin Saydam, Deli Dumrul’un Bilinci, Metis Yayınları, İstanbul, 2011., s. 55.

Tags: , , , ,


About the Author



One Response to 1980-1990’larda Sırp Ulusal Siyasetinin Temelinde Mitoloji ve Edebiyatının Yeri ve Önemi: Mitten Bosna Soykırımına Giden Yol

  1. click here says:

    I’m glad I discovered this post. Emailed it to myself to learn down the road from my desktop. Will try to get in touch with you on Facebook then too.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Back to Top ↑